Fiscaoeconomia
Yazarlar: Hürol ÇANKAYA
Konular:Sosyal Bilimler, Disiplinler Arası
DOI:10.25295/fsecon.983508
Anahtar Kelimeler:Economic crisis,Social rights,State of exception
Özet: Eşitsizliğin izlerini daha belirgin hale getiren ekonomik krizler, insan hakları ihlallerini derinleştirmektedir. Ekonomi politikalarının insan hakları temelli oluşturulmaması, özellikle sosyal hakların hayata geçirilmesini zorlaştırmaktadır. Etkisiz kalan sosyal haklar, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde sadece kılavuz olarak görülmektedir. Devletlerin mali kaynaklarının yeterliliği ölçütü de devreye girince sosyal hakların korunmasında yargının rolü sınırlı kalmaktadır. Kriz zamanlarında ise bir ülkedeki insan hakları ve sosyal adalet manzarası daha net ortaya çıkmaktadır. Ekonomik kriz, devletler tarafından sorumluluklarının bir kısmından kurtulmanın imkânı olarak görülmekte ve normalde dar biçimde yorumlanan hakların içerikleri daha da daraltılmaktadır. Ayrıca sosyal haklar ekonomik gerekçelerle istisna hali kıskacına alındığında, insan haklarının ihlal zemini daha da genişlemektedir. Ekonomik krizlerden ağırlıklı olarak sosyal hakların etkilendiği yönündeki görüş yaygın bir bakış açısını yansıtmaktadır. Kişisel ve siyasi haklar ise krizlerin bilançosuna yansıtılmamaktadır. Elbette klasik hakların kriz zamanlarındaki hukuki hasarını tespit etmek kolay değildir. Ancak krizlerin klasik hakların üzerindeki etkilerini görmemek de hatalı yaklaşım olacaktır. İnsan haklarının bütünlüğü ilkesi çerçevesinde, kriz zamanlarında insan hakları manzarasına geniş bir perspektiften bakılması gerekmektedir. Krizlerin insan hakları boyutu bilinmesine rağmen ulusal ya da uluslararası hiçbir teşhiste ya da tedavide sosyal haklar kendilerine yer bulamamaktadırlar. Görünmezliğe bürünen sosyal haklar, kriz dönemlerinde alınan ve insan haklarının aleyhine olan önlemlerin büyük kısmını içlerinde barındırmaktadırlar. Kriz, özellikle istisna hali ile birleştiğinde ise arka plana atılan haklar hususunda hukuk daha agresif bir role bürünmektedir. Tüm ekonomik krizlerin aslında hakların krizi olduğu hususu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.