Uluslararası Sosyal Bilimler Akademi Dergisi
Yazarlar: Hasan Basri KARTAL, Asiye Nisa KARTAL
Konular:Beşeri Bilimler, Ortak Disiplinler
DOI:10.47994/usbad.804650
Anahtar Kelimeler:Mimarlık Teorisi,Kant,Yeni-Kantçılık,Kıta Felsefesi,Analitik Gelenek
Özet: Kant kurduğu felsefi sistemi ile kendinden sonra özellikle 19. Yüzyıl’ın sonlarından itibaren felsefe tarihi içerisinde hesaplaşılması, aşılması, açımlanması gereken baş aktörlerden biri olmuştur. Kant’ın Mimarlık Teorisi için önemi, yalnızca 20. Yüzyıl Batı Felsefesi üzerindeki derin etkisinden kaynaklanmaz. Kant’ın bu merkeziliğinin belki deönemli nedeni Batı Felsefesi geleneği içerisindeki kendisinden önce gelen Kıta Avrupa’sı Rasyonalizmi ile Anglo-Sakson Ampirizmini birleştirerek kendi Eleştirel Felsefesini içerisinde bu iki geleneği sentezlemesi, kendinden önceki Batı metafiziğini sorgulayarak insan bilgisinin sınırlılığının altını çizmesi ve bazı kavramlarını ve ilkelerini ters yüz edişidir. Kant’ın yaklaşımıyetkin ifadesini Yeni-Kantçı felsefe içerisinde bulmuş ve Yeni-Kantçılar’ın bıraktığı miras 20. Yüzyıl felsefi yaklaşımlarının oluşumunda merkezi bir rol oynamıştır. Bu bağlamda Yeni-Kantçılar mimari eserlerin ontolojik karakterinin farklı epistemolojik kurgular içerisinde çözümlenmesini ve dolayısıyla da mimari bilginin kuramsal ve felsefi bir nitelik kazanmasının önünü açmıştır. Bu düşünceden hareketle mimarlık alanında üretilen epistemolojik yaklaşımları Kant öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak mümkündür. Bu denemenin amacı Kant felsefesinin kendi çağdaşı mimarlık kuramcıları üzerindeki etkisi ile günümüz açısından hala geçerliliğini neden koruduğunun mimarlık kuramı ve felsefe açısından öneminin altını çizmektir. Bu makale, mimarlık teorisinin Kant öncesi ve sonrası hikayesini teorik bir metotla deşifre etmektedir. Makale göstermektedir ki, Kant sadece bati felsefesi alanında değil mimarlık düşüncesinin gelişiminde de çok önemli bir paya sahip bir figürdür.